SÜTÇÜ İMAM VE MARAŞ KURTULUŞ MÜCADELESİ...
Atilla Sarıyıldız

Atilla Sarıyıldız

SÜTÇÜ İMAM VE MARAŞ KURTULUŞ MÜCADELESİ...

05 Şubat 2019 - 09:48

Merhaba sevgili okurlar, sevgili dostlar.

Kahramanmaraş’ ın Kurtuluş Mücadelesinin İlk kurşununu atan Sütçü İmam, Maraş milli mücadelesini başlatan, namus kavramının ne olduğunu, Kahramanmaraş’ ımızın kurtuluş mücadelesini düşmana karşı sıktığı kurşun ile başlatan, tarihe adını şerefle yazdıran Maraş’lı Mekanı Cennet, Ruhu Şad olsun.

Sütçü İmam’ ın başlattığı bu mücadele yine aynı günlerde işgal altında olan ve şımarık bir işgalci komutan kızının isteği ile kalemizden indirilen bayrağımızla birlikte, bir Cuma günü hutbede Rıdvan Hoca halkı uyandırarak kurtuluşumuzu başlatmıştır. TÜRK milleti tarihinde her zaman Hür yaşamış ve Hür yaşayacaktır. Sütçü İmamlar hiçbir zaman eksik olmayacaktır. Kurtuluşumuza vesile olan kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Rabbim bizlere başka kurtuluş savaşları yaşatmasın. Barış içerisinde imanla, itikatla, şefkatle, dostlukla bir arada huzur ve sağlıkla yaşamayı nasip etsin. Biz Türkler esareti, işgali kabul edemeyen milletiz, bizim muradımız ya zafer ya da şehit olmaktır. Maraş’ lı da Kahramanlık destanını 7 den 70 e mücadele ederek ve sonuçta düşmanı şehrimizden kovarak yazmıştır.

Şairimiz DOSTOZAN bayrak olayını anlattığı İstiklal ve Cuma şiirinde kısaca özetlemiş;

Hürriyet, imanla bir olur ancak.

Kalenin burcunda durmalı sancak.

Kiminde mavüzer, kiminde bıçak .

Bayrağa madalya taktı Maraşlı.”

Dizeleri ile kahramanlık destanını şiirsel olarak anlatmıştır.

Kahramanlık destanımızı başlatan SÜTÇÜ İMAM’ ı da yine şiirselleştirerek bir kez daha saygı ve rahmetle anmıştır. Şiir aynı zamanda Maraş Milli mücadelesini şiirsel olarak anlatmakta, adeta bir tarih dersi vermektedir. Dostozan’ ın anlatımı ile Sütçü İmam olayını sizlerle paylaşıyor, tüm Müslümanlara muzaffer olmaları için dua ediyorum.

SÜTÇÜ İMAM

Bin dokuz yüz on dokuz yirmi üçü Şubat’ın

İngiliz birlikleri güneyinde Maraş'ın.

 

Amerikan koleji yanındaki kışlaya,

Bir alay kadar, gelip yerleştiler ilk defa.

 

İngiliz birliğinde sömürge askerleri,

Hintli Müslümanlardan oluşmuştu ekseri.

 

Bu arada önceden sürülen Ermeniler,

İşgali fırsat bilip, gurup gurup döndüler.

 

Şu var ki İngilizler, hain Ermenilere,

Umdukları fırsatı vermiyordu nedense?

 

İngiliz askerinin çoğu Hintli Müslüman,

Zulme pay vermiyordu kalplerindeki iman.

 

İngilizin kendine göre hesabı vardı.

Taksimde düşündüğü, Musul ve petrollerdi.

 

İşte bu yüzden de İngilizler Maraş'ta,

İleri gitmeyerek kan dökmediler boşa.

 

Ermeni teklifini de dikkate alarak,

Dediler Maraş ili Fransıza müstehak.

 

Yirmi dokuz ekimde ve aynı yıl içinde,

Fransız kuvvetleri, Şeyh Adil mevkiinde.

 

Ancak, bir olay var ki şeref verir ırkına,

Bir kıpti, (Abdal Halil) hayranım şuuruna.

 

Hain Ermenilerin ileri gelenleri,

Davulla ve zurnayla yapalım der töreni.

 

Davulcu Abdal Halil, “bu din bahsidir ağa,

Ben bu işi yapamam elim varmaz çomağa.

 

Davulun kasnağını altınla doldursanız,

İstemem eksik olsun, sizin olsun paranız.

 

Parça parça etseniz beni, yine çalamam,

Hele din kardeşimin bağrına hiç vuramam.”

 

Maraş'ın kirvesi bu, gerisini sen anla,

Ey.. davulcu, şimdi vur patlasın davuluna.

 

Yerleşti Ermenisi Fransızı Maraş'a,

Girmişti her ikisi zulmetmekle yarışa.

 

Zulüm ve işkencenin haddi hesabı yoktu,

Ermeninin zalimi, Fransız'dan da çoktu.

 

Maraş'lı kan ağlarken gavur zevk-i sefada,

Böyle rezil insanlar demek varmış dünyada.

 

Durum bu ahvaldeyken, tarih otuz bir ekim,

Bir kurşunla değişti, kara bahtım, kaderim.

 

Bir ikindi vaktiydi, güneş solgun ve mahzun,

Bir türlü batmıyordu, zaman kısa, yol uzun.

 

Fransız ve Ermeni devriyesi bir gurup,

Kışlaya dönüyordu zil zurna sarhoş olup.

 

Çarşaflı üç müslüman Türk kadını, bir çocuk,

Göründü bu sırada, yer ise Uzunoluk.

 

Hamamdan çıkmışlardı, ürkek ve de dikkatli.

Sarhoş devriyelerse hem alçak hem meraklı.

 

İçlerinden birisi sokuldu kadınlara,

"Nedir bu giydiğiniz, yüzü örten kapkara."

 

Dedi, attı... elini çarşafı yırtmak için,

"Bura Türk değil artık bu siyah peçe niçin?”

 

İffetli Türk kadını, toparlandı çabucak,

Ne yapmak istiyordu, bu kahbe dinli alçak?

 

Namusuna uzanan bu el kırılmalıydı.

Bu şerefsiz küstahlar derhal vurulmalıydı.

 

Bağırdılar, sesleri çıkıyor mu bilinmez?

Bir Türk görür de bunu bilmem nasıl delirmez?

 

İşte Çakmakçı Sait, deli gibi atladı,

Yazık, gavur mavzeri, Çakmakçı’yı hakladı.

 

Gözü dönmüş Fransız, hedefsiz atıyordu.

Çakmakçı Sait yerde hala kıvranıyordu.

 

Karşıda Sütçü İmam tezgahının başında,

Halim selim ve muti kendi nafakasında.

 

Allah rızası için imamlık yapar İmam,

Günlük nafakasını temin etti mi tamam.

 

Kadın çığlıkları ve patlayan silahları,

Duyunca Sütçü İmam, fırlattı bardakları.

 

"Durun bire dinsizler, durun köpek soyları"

Bir nara ile çekti hemen altıpatları.

 

Dan dan bastı tetiğe,

Geberdi bir devriye.

 

Yürekten atılan bu düşmana ilk kurşundu,

Namusuna el atan Fransız vurulmuştu.

 

Artık Sütçü İmam'ın yoktu nafaka derdi,

Allah yarattığını nasıl olsa beslerdi.

 

Silah sesini duyan diğer devriyeler de,

Kan gören kurt misali toplandı aynı yerde.

 

Kahveci Kel Hasan'ın atını aldı hemen,

Ahır dağına doğru sürdü atını İmam.

 

Süleymanlı'dan gelen Fransız devriyeler,

İncebel'de İmam'a tesadüf eylediler.

 

Yok idi haberleri Maraş'taki olaydan,

Ancak şüphelendiler İmam'ın telaşından.

 

Aradılar durdurup, buldular silahını,

Ve ondan sanmışlardı İmam'ın telaşını.

 

Alarak silahını bıraktılar İmam'ı,

Kaçırdılar bilmeden değerli avlarını.

 

Böylece Sütçü İmam Bertiz'i mekân tuttu.

Ellik gavuru fakat, sanma bunu unuttu.

 

Her gün bir günahsızın basılıyordu evi,

Mel'un Ermenilerin ispiyondu görevi.

 

Ancak yiğit Maraş'lı ne yıldı ne de sindi,

Düşmanın ne gücünden ne zulmünden çekindi.

 

İcabında göğsünü siper yaptı kurşuna,

Elhak, zül düşürmedi şerefine, şanına.

 

Bir bakardın birisi ateşlerdi evini,

Düşmana mermi diye atıyordu kendini.

 

Her taraf  kan ve duman, düşman ürkek çaresiz,

Ne var ki yakan da biz, yanan da yine biziz.

 

Gün günü kovaladı ateş ve kan bitmedi,

Dünya bu şahlanışa, göğsünü ilikledi.

 

Maraş kaynayan kazan,

Kış ortasında hazan...

 

Dökülen, yaprak gibi kelle, kol ve bacaktı.

Bu uğurda ölmekten korkan hain, alçaktı.

 

Maraşlım ne korkaktı, ne hain, ne de alçak,

Bu kavgada, çok şükür çıkmadı tek bir kaçak.

 

Yediden yetmişe dek can verip can aldılar,

Tarih sayfalarında altın nişan aldılar.

 

Hepsi Sütçü İmam, hepsi bir kahramandı,

Bu, ancak masallarda görülen bir destandı.

                                               DOSTOZAN

Bir dahaki yazıda buluşmak ümidiyle dostça kalın.04.02.2019

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar