Koltuk insanı yanıltır.
Bir süre sonra oturduğun yeri kendin sanmaya başlarsın.
Etrafındaki kalabalığı gücün, gördüğün itibarı da ölümsüzlüğün zannedersin.
Oysa unutma:
Her devrin bir sonu, her koltuğun bir boşluğu vardır.
Bugün kapında bekleyenler, yarın başka kapılarda sıraya girebilir.
Bugün seni göklere çıkaranlar, yarın senden söz etmeyebilir.
Çünkü bazıları kişiye değil, makama yakın durur.
Makam değişince mesafe de değişir.
İşte asıl sınav tam burada başlar.
Koltuktan kalktığında kim yanında?
Gücün elinden alındığında kim sana hâlâ aynı saygıyla bakıyor?
Telefonun sustuğunda seni gerçekten merak eden kaç kişi var?
Cevabı ağır olabilir.
Ama hayatın gerçeği budur.
Güç geçicidir. Ünvan geçicidir. Alkış geçicidir.
Kalıcı olan, insanın geride bıraktığı izdir.
Bugün birilerini küçümseyenler, yarın aynı küçümsenmenin muhatabı olabilir.
Bugün kapıları kapatanlar, yarın kendilerine açılacak bir kapı arayabilir.
Çünkü hayatın terazisi şaşmaz.
Belki hemen değil…
Ama mutlaka.
O yüzden kimse bulunduğu makamı sonsuz sanmasın.
Koltuklar insanlardan uzun yaşamaz.
Bir gün isim tabelası değişir.
Bir gün kapıdaki isim silinir.
Bir gün o koltuğa başka biri oturur.
Ve hayat devam eder.
Geriye ise tek bir soru kalır:
“O koltukta otururken nasıl bir insan oldun?”
Çünkü makamın seni anlatmaz.
Makamdan indikten sonra kim olduğun anlatır.
Bugün güçlü olabilirsin.
Ama yarının ne getireceğini bilmiyorsun.
Bugün herkes seni konuşabilir.
Yarın kimse konuşmayabilir.
O yüzden ne kendini vazgeçilmez san, ne de başkasını değersiz gör.
Çünkü hayat, en büyük derslerini çoğu zaman en yüksekten düşenlere verir.
Ve unutma:
Her devrin bir sonu vardır.
Her koltuğun da mutlaka bir boşluğu…



