Adalet, herkese aynı gömleği giydirmek değildir; herkese aynı ölçüyle bakabilmektir.
Ama ne yazık ki bugün bazı çevrelerin elindeki terazi artık tartmıyor, taraf tutuyor.
Bir liste yapılıyor ama eşitlik yok.
Bir dağıtım yapılıyor ama vicdan yok.
Bir karar alınıyor ama liyakat yok.
İşte tam da burada insanın aklına şu soru geliyor:
Sorun gerçekten insanlar mı, yoksa teraziyi tutan eller mi?
Çünkü aynı listenin içinde yer alan insanlara farklı muamele yapılıyorsa, aynı emeğe farklı fiyat biçiliyorsa, aynı mücadeleye farklı karşılık veriliyorsa burada “denge” değil, açık bir ayarsızlık vardır.
Terazi bozuksa ağırlık tartılmaz; güç tartılır.
Hak değil, yakınlık konuşur.
Emek değil, ilişki kazanır.
Ve en acısı da şudur:
Bu adaletsizliği yapanlar çoğu zaman en yüksek sesle “eşitlik” kelimesini kullananlardır.
Kimine kapılar ardına kadar açılırken, kimine duvar örülüyorsa…
Kimine ayrıcalık dağıtılırken, kimine sabır tavsiye ediliyorsa…
Orada artık sistem değil, çifte standart hüküm sürüyordur.
Hiç kimse çıkıp da bunu “denge” diye anlatmasın.
Dengenin olduğu yerde kayırma olmaz.
Dengenin olduğu yerde kişiye göre tarife uygulanmaz.
Dengenin olduğu yerde herkesin onuru aynı değerdedir.
Unutulmamalıdır ki;
Bozuk terazi bir gün sahibini de tartar.
Ve halkın vicdanı, ayarı kaçmış hiçbir teraziyi sonsuza kadar taşımaz.




