Memlekette sosyal medyanın fenomenleri bana göre, ortaya attığı iddialarla Mustafa Nuri Şirin yönetimindeki EDE AJANS ve yaptığı radikal yorumlarla Coşkun Cesur’dur.
Mustafa Nuri Şirin, (özellikle siyasi alanda) istihbaratı kuvvetli bir meslektaşımdır ve ortaya bir iddia attıysa aslı vardır. Ben buna inanırım. Öbür taraftan Kara Liseden mektep arkadaşım ve memleketi yeniden ölçmek için ikinci üniversiteyi yeni bitirerek Makine Mühendisliği unvanının yanına Harita’yı da ekleyen Coşkun Cesur ise, yaptığı “eyvallah”sız yorumlarla doğrucu bir davuttur.
Sosyal medyayı bu iki fenomen için tutuyorum.
Yaklaşık 10 gündür memleket dışındayım. Mağralı’daki Remzi usta’dan paça yemeyi, ara sokaklardan geçerken ‘7 güzel adam’ çekim ekibinin işaretsiz yol kesmelerinden dolayı dar sokaklarda geri geri gitmeyi özledim.
Şirin; “Memleketteki AK Parti siyasetinin patronu kimdir?” diye sormuş, Coşkun Cesur’da net bir cevap vermiş.
Bu sorudan hareketle biraz siyasi dedikodulara göz atalım dedim.
Siyasetin “birbilen”inin dediği gibi, siyasette 24 saat çok uzun bir süredir.
Geceden sabaha nelerin değişeceğini kimse bilemez.
Geçmiş yazılarımda da yazmıştım… Bir zamanlar parti kortejinde birbirlerinin elini tutmaktan adeta imtina eden Ali Sezal ve Hanefi Mahçiçek’in (Her ikisini de severim), daha sonraki yıllarda aynı araba içerisinde biri direksiyonda biri yanında, Çöçelli köyüne iftar programına gittiklerini rüyamda görsem “bismillah bismillah” diyerek uyanırdım.
Ali Sezal’ın o zamanki veliahtı Veysi Kaynak için “vekil olmasın” diye özel çaba sarf ettiğini kim tahmin edebilirdi?
Veysi Kaynak ve Atif Şirikçi’nin tekrar bir araya geleceğini söyleyenlere “dünya tersine dönerse ancak” derdim.
Şimdi demem, çünkü siyasetin çok değişken olduğunu fark ettim.
Menfaatlerin, hesapların ve siyasi gelecek planlarının tüm ikili ilişkilerin önüne geçtiğini ben yeni fark ettim.
Dedim ya bizim Şirin bu sosyal medyanın siyasi fenomeni.
Ortaya bir laf attı beni taa nerelere götürdü.
Buraya kadar eskileriydi.
Yeni siyasi atraksiyonlara bakacak olursa, bir sene önce; “Metin Doğan ve Vahit Bağcı’nın karşı karşıya geleceğini ben biliyordum” diyen birisi çıkabilir miydi?
Elbette çıkamaz.
Bir başka ifade ile Metin Doğan’ın son baro seçimlerinde iki yerde de yardımcısı olan Vahit Bağcı yerine bir önceki dönemde karşısında rakibi olan Tuncay Atakan’a destek vereceğini kim tahmin edebilirdi ki.
“Fatih Mehmet Erkoç’un Metin Doğan’dan vazgeçip, yerine vekil adayı olarak Cemal Tanrıverdi’yi aday göstermek için ön plana çıkarmaya çalıştığını” söyleyenlere, Büyükşehir Meclisi’ne sık sık Sayın Tanrıverdi’nin başkanlık ettiğini görünce hak veriyorum.
‘Mahir Ünal İzmir’e, Sevde Bayazıt İstanbul’a diye bir siyasi iddiada bulunmuştum.
Mahir Ünal’ın; “Ben Maraş’ı kimseye yedirmem” diyerek İzmir’den vazgeçtiğinin kulağıma fısıldanması ve akabinde, Sayın Ünal’ın “kesinlikle Maraş” söylemleri bu iddialarımı çürütmüş oldu.
Bugünlerde ortalarda dolaşanlar (yine sağlam istihbarat kaynaklarıma göre), (Baro seçimlerinin perde arkası galibi) Sayın Ünal’ın bir İl başkanı adayı arayışı içinde olduğudur.
Bu gelişmeler, İl başkanlığı seçimi ve Milletvekili seçiminde daha bir çok siyasi atraksiyonların ortaya çıkacağının habercisidir.
Bu arada; “Ekmeği yalnız yemeye çalışanlar, kendiri dişiyle çekecekler” gibi görünüyor..
Demedi demeyin.




