Bazı cümleler vardır; yıllar geçse de eskimez. Çünkü o söz, bir toplumun hafızasına dönüşmüştür. “Bu memlekette gelen gideni aratıyor” sözü de tam olarak böyledir. Kahvede oturan emeklinin de, pazarda filesini doldurmaya çalışan annenin de, genç yaşında umudunu valize koyup başka şehirlere giden üniversitelinin de diline pelesenk olmuş bir cümledir artık.
Toplumlar değişim ister. İnsan, doğal olarak daha iyisini arar. Daha adil bir düzen, daha güçlü bir ekonomi, daha huzurlu bir yaşam hayal eder. Her gelen yönetim, her yeni dönem, her değişen isim büyük vaatlerle çıkar insanların karşısına. “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” denir. Ama çoğu zaman değişen sadece yüzler olur; dertler aynı kalır.
Dün eleştirilenler gider, bugün alkışlananlar gelir. Aradan zaman geçer ve insanlar bir bakar ki dün şikâyet ettikleri günleri özler hale gelmişler. Çünkü beklenti büyüdükçe hayal kırıklığı da büyür. İnsanlar artık mükemmeli değil, daha az zarar görmeyi umut eder hale gelir. İşte tam da bu yüzden “gelen gideni aratıyor” sözü yalnızca siyasi bir eleştiri değil; aynı zamanda toplumsal bir yorgunluğun ifadesidir.
Ekonomide aynı tablo görülür. Bir dönem yüksek fiyatlardan şikâyet edilir, sonra yeni gelen zamlar eskiyi bile aratır. Adalette bir eksiklik hissedilir, sonra yaşananlar eski düzeni bile özletir. Eğitimde, sağlıkta, şehir yaşamında, hatta insan ilişkilerinde bile benzer bir duygu hâkimdir. Sürekli bir değişim vardır ama insanlar çoğu zaman bu değişimin hayatlarını kolaylaştırmadığını düşünür.
Belki de sorun yalnızca gelenlerde ya da gidenlerde değildir. Belki mesele; sistemlerin kişilere bağlı kalması, kuralların kalıcı olmaması ve toplumun her seferinde kurtarıcı beklemesidir. Çünkü güçlü toplumlar kişilerle değil, sağlam kurumlarla ayakta durur. Eğer düzen kişilere göre şekillenirse, her yeni gelen bir öncekinin eksiklerini kapatmaya çalışırken yeni sorunlar üretir.
Toplumun en büyük ihtiyacı artık umut tacirliği değil, güven veren istikrardır. İnsanlar büyük sözler değil; küçük ama gerçek çözümler görmek istiyor. Daha sakin bir hayat, daha ulaşılabilir bir gelecek ve çocuklarına bırakabilecekleri biraz huzur arıyorlar.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Neden her gelen, gideni aratıyor?
Çünkü değişen isimler olsa da değişmeyen sorunlar, insanların hafızasında derin izler bırakıyor. Ve bu memlekette insanlar artık sadece yeniyi değil, gerçekten daha iyisini görmek istiyor.




