30 Mart yerel seçimleri için alan çalışması yapmak üzere Kahramanmaraş’a gelen Mahir ünal ayağının tozu ile çalışmalara başladı.
Ünal ilk olarak ziyaret ettiği Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası (TES-İŞ) Kahramanmaraş Şubesi’nde gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. AK Parti İl Başkanı Metin Doğan, Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Fatih Mehmet Erkoç, Onikişubat Belediye Başkan Adayı Hanefi Mahçiçek ve sendika üyelerinin katıldığı toplantıda konuşan Ünal, milletin 1960’dan bu yana egemenlik kavgası verdiğini söyledi.
Sandıkla gelen sandıkla gider..
Sandıkla gelenlerin ancak sandıkla gidebileceğini ifade eden Ünal, “Milletin iradesi mi egemen olacak, yoksa kendisini bu ülkenin sahibi zannedenler var ya onların iradesi mi egemen olacak. Kim egemen olacak? Egemen dediğimiz kimdir? Egemen, karar verendir. Yani kim karar verecek? Bu ülkenin geleceğine, kaderine kim karar verecek. 1960’dan beri bu millet, bunun mücadelesini veriyor” diye konuştu.
Amaçları ağaç değil, hükümeti yıkmak..
Gezi Parkı olaylarıyla hükümeti yıkmak isteyenlerin başarılı olamayınca, şimdi de hukuk yolunu denediğini vurgulayan Ünal, dinlemelerle binlerce kişiye şantaj yapıldığını belirtti. Ünal, şöyle devam etti:
“Gezi olaylarını çıkardılar. Gezi olaylarını çıkardıklarında, ‘bunları sokaklarda sürükleyeceğiz’ diyorlardı bizim için. Olmadı ona da güçleri yetmedi. Sonra dediler ki, ‘biz bu işi meşru araçlarla yapalım.’ Meşru araç nedir? Dediler ki, ‘biz hukuku kullanalım, emniyeti kullanalım. Yolsuzluk kılıfıyla bu işi hallederiz.’ Arkadaşlar bu ülkede binlerce kişi dinlenmiş. Bu dinlenenler ne için dinlendi? Hukukun önünü açmak için mi dinlendi? Hayır. Şantaj yapmak için dinlendi. Sizi dinliyorum, sonra o ses kaydıyla size şantaj yapıyorum.
Burada ilginç olan ne biliyor musunuz? Bu kadar dinlemişler, bu kadar takip etmişler. İnanın ortada bir şey yok, montaj yapmak zorunda kaldılar en sonunda. En sonunda montaj yapmak zorunda kaldılar. Ben Ali Babacan'la da konuştum. Dedim ki; ‘bir tane bankadan yapılmış bir kuruş yolsuzluk var mı’ dedim. ‘Yok’ dedi. ‘Halk Bankası'nın bir kuruşuna dokunulmuş mu’, ‘yok’ dedi. Peki Reza Zerrab diye bir adam var. Tanımayız etmeyiz. Bilen biliyor, tanıyan tanıyor, bilmiyorum.
O adamın parası etrafında dönen bir magazin var. Ebru Gündeş, Reza Zerrab, Ahmet, Mehmet, falanca bakanın oğlu, dinlemeler, yatak resimleri. Yatağın üzerine dağıtılmış paralar. Para makineleri falan. Peki bu paralar kimin parası? Bu paralar tüyü bitmemiş yetimin parası mı? Hayır. Burada bir nüfuz ticareti varsa, bir yolsuzluk varsa, bir ahlaksızlık varsa hukuk bunun hesabını sorsun diyoruz.”
Bunların hesabını ancak biz sorarız..
Milletin iradesine yapılan darbe girişimini ancak kendilerinin engelleyebileceğini ve hesap sorabileceğini dile getiren Ünal, “Eğer sizin seçtiğiniz hükümet bu hukuksuzluğu ortadan kaldırmazsa, bunu yapanlara bunun hesabını sormazsa kim soracak? Bunun hesabını AK Parti soramazsa hiç kimse soramaz arkadaşlar. Genel müdür mü soracak, o hiç soramaz zaten. Devlet Bahçeli mi soracak? Kasetlerle şantaj yapıldığı için sesini çıkartamayan medya patronları mı soracak? Kim soracak bunun hesabını? Ancak biz sorarız” diyerek sözlerini tamamladı.








