• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNCEL
  • SİYASET
  • MAGAZİN
  • EKONOMİ
  • YAŞAM
  • İŞ DÜNYASI
  • SPOR
  • SAĞLIK MEDYA TEKNOLOJİ TOPLUM ASAYİŞ EĞİTİM
  • Ara
SON DAKİKA:
01:23
Otomobil takla attı: 2 yaralı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. GÜNCEL
  3. Down Sendromlu bireyler Profesyonel destek almaları halinde yaşama katılımları önemli ölçüde kazanılmaktadır
GÜNCEL
Yayınlanma: 20 Mart 2020 - 13:16

Down Sendromlu bireyler Profesyonel destek almaları halinde yaşama katılımları önemli ölçüde kazanılmaktadır

SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Görevlisi Uzm. Fizyoterapist Hatice Adıgüzel, ‘’Down Sendromlu bireyler güçlü iletişim becerileriyle sosyal, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığa sahip, çeşitli spor dallarında başarı kazanabilen, meslek sahibi olarak topluma entegre olan kişilerdir’’ dedi.

GÜNCEL
20 Mart 2020 - 13:16
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Down Sendromlu bireyler Profesyonel destek almaları halinde yaşama katılımları önemli ölçüde kazanılmaktadır
SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Görevlisi Uzm. Fizyoterapist Hatice Adıgüzel, ‘’Down Sendromlu bireyler güçlü iletişim becerileriyle sosyal, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığa sahip, çeşitli spor dallarında başarı kazanabilen, meslek sahibi olarak topluma entegre olan kişilerdir’’ dedi.

Adıgüzel, “21 Mart Down Sendromu (Trizomi 21) Farkındalık Günü’’ dolayısıyla yaptığı açıklamada, Down Sendromunun genetik bir farklılık, artı bir kromozom fazlalığıyla oluşan bir hastalık olduğunu anımsattı.

Down Sendromunun, yeni doğanın mental ve fiziksel problemlerini içeren en sık kromozom anomalilerinden biri olduğunu belirten Adıgüzel, “İnsan vücudunda bulunan kromozom sayısı 46 iken, bu bireylerde bu sayı, üç adet 21. kromozom bulundurmasıyla 47 olmaktadır. Hücre bölünmesi sırasında yanlış bölünme nedeniyle, 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom yer alması ile meydana gelir” ifadelerini kullandı.
 
EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ KROMOZOMLARIN YANLIŞ BÖLÜNMESİDİR
Günümüzde Down Sendromunun gebelik sırasında ya da doğumda tanımlanabilen bir durum olduğunu kaydeden Adıgüzel, şu bilgileri verdi:

“Down Sendromunun görülme sıklığı ortalama 1/600-800 doğum olarak bilinmektedir. Toplumlar arasında ciddi farklılıklar göstermemekle birlikte, dünyada bu oran her 10 bin doğumda 10’dur. Ülkemizde Down Sendromlu doğan canlı bebek oranları; ortalama 8-10/ 100,00 olarak rapor edilmiştir.
 
Down Sendromu için en önemli risk faktörü kromozomların yanlış bölünmesi olarak bilinmektedir. Diğer risk faktörleri ise; anne yaşı>35, baba yaşı >45-50 olması, gebelik hormonları, immün sistem problemleri, gebelikte röntgen-radyasyon-ilaç kullanımı, TV, yüksek frekanslı yayılan akımlar gibi çevre kirliliği, havadaki azot, kurşundur. Ancak direkt sorumlusu henüz bilinmemektedir.”

FİZİKSEL BELİRTİLER
Down Sendromunun fiziksel belirtilerine de değinen Adıgüzel, “Belirtiler, ense kalınlığı, alnın ve iki göz arasının genişliği, yassı ve basık burun, küçük kulak, dar kulak kanalları, düz saç, gevşek kaslar (hipotoni), eklemlerde aşırı elastikiyet (laksidite), avuçta simian çizgisi olarak bilinen el ayasının tek, başın küçük ve yassı olması, ensenin geniş ve kısa olması, kafatasında bulunan stürların (fontanellerin) geniş ve daha geç kapanmasıdır. Ancak her bireyde tüm bu fiziksel özelliklerin tamamı gözlenmez” şeklinde konuştu.
 
DOWN SENDROMLU ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ
Erken çocukluluk döneminde yapılacak erken müdahaleyle Down Sendromlu bireylerin verilecek destekle toplumla içice bir yaşama her açıdan dahil olabileceklerinin altını çizen Adıgüzel, bu konuda eğitimin önemini, “İmkan tanındığında her alanda eğitilebilirler, meslek edinebilirler ve topluma kazanç sağlayabilirler. Günlük yaşamlarında bağımsızlık kazanırlar. Ancak bunlar için erken yaşlardan itibaren Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, özel eğitim ve dil-konuşma terapisine, çeşitli takım ve bireysel spor aktivitelerine ihtiyaç duyabilirler. Planlı ve programlı bir profesyonel destek almaları halinde yaşama katılımları önemli ölçüde kazanılmaktadır” sözleriyle dile getirdi.
 
ÜNİVERSİTE DÜZEYİNE GELİP, MESLEK SAHİBİ OLABİLİYORLAR
Adıgüzel, bu bireylerin motor becerilerinde, dil-konuşma ve iletişim becerilerinde gecikme, mental problemler ve emosyonel zorluklar yaşayabildiklerini belirterek, şunları kaydetti:
 
“Normal motor gelişim basamaklarında gecikmeler olduğu bilinmesine rağmen, bu bireylerin erken dönemde başlanarak devam eden fizyoterapi ve rehabilitasyonla, zamanla bu motor becerileri yakalayarak fiziksel bağımsızlıklarını tam kazanabilmektedir. Bunun dışında dil-konuşma ve iletişim becerileri de bireysel ve özel eğitim programlarıyla geliştirilebilir, eğitim seviyeleri de üniversite düzeyine getirilebileceği gibi çeşitli meslek sahibi de olabileceklerdir.”
 
Adıgüzel, bu bireylerde ek olarak gözlenebilen diğer sağlık sorunlarını şöyle sıraladı:
 
“Konjenital kalp hastalığı (yüzde 40-60 oranında atriovetriküler septal defekt/ventriküler septal defekt), nörolojik sistem sorunları (West sendromu+ düşük beyin ağırlığı, beyin sapı ve beyincikte küçüklük), ortopedik problemler (kalça çıkığı, ayaklarda ileri düzeyde düz tabanlık, boyun omurlarında yeterli bütünlüğün olmaması (atlanto-aksial instabilite), dizlerin aşırı geriye kaçması (rekurvatum) gibi postüral problemler), sindirim sistemi problemleri, görme problemleri, işitme problemleri, endokrin sistem problemleri (tiroid ve infertilite), solunum yolu problemleri, kanser riskleri, otizmde görülen davranış paternleri ve obezite.”
 
SPOR AKTİVİTELERİNE YÖNELMELERİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR
Özellikle obezite riski, motor açıdan kas gevşekliği ve aşırı eklem esnekliğinin bulunması nedeniyle bu bireylerin spor aktivitelerine yönlendirilmesinin çok büyük önem taşıdığını vurgulayan Adıgüzel, şöyle devam etti:
 
“Bu bireylerin bebeklik çağında başlayan fizyoterapi ve rehabilitasyon sürecinde; fizyoterapist aile iş birliği ile aileler, bebeklerini terapatik açıdan nasıl tutup-taşıyacaklarını, besleyeceklerini, oral-motor becerilerini artırmanın yollarını, oyuncaklarla nasıl motor gelişimi destekleyerek oynatabileceklerini, gelişim süresince nelere dikkat etmeleri gerektiğini öğrenebilirler.
 
Çocukluk çağında ise bu bireylerin rehabilitatif yaklaşımları değişmektedir. Bu çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri kendi yaş gruplarındaki çocuklardan daha düşük olabilmektedir ya da ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde kendi yaşıtlarına göre 2 veya 4 yıl geride olma olasılıkları bulunmaktadır.
 
Bu nedenle fizyoterapi programlarının dışında, çeşitli spor aktivitelerine ya da fiziksel eğitim programlarına yönlendirilmeleri önem arz etmektedir. Koruyucu, önleyici sağlık hizmetlerinin de kapsamında olan obezite, kalp-damar hastalıkları, diyabet gibi çeşitli kronik hastalıkların önlenmesi açısında da bu spor dallarına teşvik edilmeleri önemlidir.
 
Down Sendromlu bireylerde yetersiz kas kuvveti ve aşırı esneklik gibi ortopedik problemlerin yanı sıra zihinsel problemler ve sistemik hastalıkların da eşlik edebilmesi nedeniyle fizyoterapist eşliğinde düzenlenmiş spor aktivitelerine katılımları önemlidir.”
 
Çeşitli yaralanma risklerinin bulunması, postür bozuklukları, beden farkındalığı problemleri, kardiovasküler yetersizlikler ve duyusal problemler spor aktivitesinin seçimini etkilediğini anlatan Adıgüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Bu nedenle bu bireylerin fiziksel eğitim ve spor aktivitelerinde çeşitli uyarlama ve düzenlemeler gerekmektedir. Bu bireyler fiziksel eğitim programlarına alınmadan önce özel olarak değerlendirilerek, bireyselleştirilmiş fiziksel eğitim programlarına hazırlanmalı. Fizyoterapistler ise bu programlarda, postüral sapmalar ya da ortaya çıkabilecek ortopedik problemleri önleme ve tedavi etme açısından egzersiz eğitimine yol gösterici ve rehabilite edici bireyler olarak önemli bir role sahiptirler.
 
Bu bireyler, çocukluk- adölesan ve yetişkinlik çağına uygun olarak çeşitli spor aktivitelere yönlendirilebilmektedir. Bunlar yüzme, futbol, bisiklet, yürüyüş, koşu ve dans gibi aerobik aktiviteler, basit kol bacak, gövde gibi kişinin kendi vücut ağrılığı ile yapılan kalistenik egzersizler, takım sporları (futbol, voleybol, basketbol, tenis) ya da binicilik, atıcılık, jimnastik gibi sporlardır.
 
Bu spor dallarında hedef, yaşa göre değişmekle birlikte temel olarak; fiziksel sağlık ve uygunluğu artırıcı, vücut biyomekaniğini geliştirici, vücut farkındalığı ve kontrolü artırıcı, yer değiştirme becerilerini artırıcı, çevre ve nesne kontrolünü artırıcı, kuvvet ve denge artışını destekleyici niteliklerin kazanılması amaçlanmaktadır.”
 
DÖVÜŞ SPORLARI GİBİ TEMAS SPORLARDAN KAÇINMALILAR
Down Sendromlu bireylerde özellikle kalça, omuz, diz çevresi kas kuvvetinin artırılması ve denge-koordinasyon becerilerinin geliştirilmesi için esneklik sınırlarını zorlamayacak boyutlarda kazanımların olabileceği spor dalları seçilerek, bu spor dallarına uygun değerlendirmeler yapılması gerektiğine dikkat çeken Adıgüzel, sözlerini şöyle tamamladı:
 
“Eklem laksidite (aşırı esneklik) problemi olan bu bireylerin dövüş sporları gibi temas sporlarından kaçınması ise önemlidir. Binicilik gibi sporlar da boyun omurlarında sorunlar yaratmaması açısından dikkat gerektirir.
 
Down Sendromlu çocuk ve gençler için sosyal rolün evrensel dili fiziksel aktivite ve spordur. Kişilerin kendisine en uygun spor dalına yönlendirilmesi için toplumsal ve sosyal devlet rolünün benimsenmesi ve fırsatların attırılması gerekir.”
# kahramanmaraş# down sendromlu bireyler profesyonel destek almaları halinde yaşama katılımları önemli ölçüde kazanılmaktadır# gaziantep# haber# sanko# sanko üniversitesi# sanko Üniversitesi
  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Depremde Yıkılan Dostlar Camii, Yeniden Ayağa Kalkıyor
Depremde Yıkılan Dostlar Camii, Yeniden Ayağa Kalkıyor
Büyükşehir'in Sosyal Girişimcilik Merkezi, KOSGEB Heyetini Ağırladı; Ortak Projeler Görüşüldü
Büyükşehir'in Sosyal Girişimcilik Merkezi, KOSGEB Heyetini Ağırladı; Ortak Projeler Görüşüldü
Başkan Görgel, TBB Başkanlığına Aday Gösterildi
Başkan Görgel, TBB Başkanlığına Aday Gösterildi
Kahramanmaraş, Gastronomisi ve El Sanatlarıyla Antalya’da Göz Doldurdu
Kahramanmaraş, Gastronomisi ve El Sanatlarıyla Antalya’da Göz Doldurdu
Son Haberler
 Otomobil takla attı: 2 yaralı
Otomobil takla attı: 2 yaralı
Tur Mardin'e kaldı..
Tur Mardin'e kaldı..
Depremde Yıkılan Dostlar Camii, Yeniden Ayağa Kalkıyor
Depremde Yıkılan Dostlar Camii, Yeniden Ayağa Kalkıyor
Büyükşehir'in Sosyal Girişimcilik Merkezi, KOSGEB Heyetini Ağırladı; Ortak Projeler Görüşüldü
Büyükşehir'in Sosyal Girişimcilik Merkezi, KOSGEB Heyetini Ağırladı;...
Başkan Görgel, TBB Başkanlığına Aday Gösterildi
Başkan Görgel, TBB Başkanlığına Aday Gösterildi
SANKO Çalışanlarına 1000'er TL Destek
SANKO Çalışanlarına 1000'er TL Destek

Ana Sayfa
GÜNCEL
SİYASET
MAGAZİN
EKONOMİ
YAŞAM
İŞ DÜNYASI
SPOR
SAĞLIK
MEDYA
TEKNOLOJİ
TOPLUM
ASAYİŞ
EĞİTİM
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
  • ASAYİŞ
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • İŞ DÜNYASI
  • MAGAZİN
  • SAĞLIK
  • SİYASET
  • SPOR
  • TEKNOLOJİ
  • TOPLUM
  • YAŞAM
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
sanalbasin.com üyesidir

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.