Bütün dinlerde ve ahlak sistemlerinde yasak ve serbest olan davranışlar vardır. Semavi dinlerin sonuncusu ve en mükemmeli olan İslam dini de toplumun huzuru ve mutluluğu için bazı yasaklar ve serbestlikler getirmiştir. Buna dini literatürde haram ve helal tabiri kullanılmaktadır.Şer’an izin verilmeyen, hakkında şer’i bir yasaklanma bulunan durumlar haram, şer’an izin verilen ve yasaklanmayan durumlar ise helel olarak nitelendirilir.Dinimize göre hakkında herhangi bir yasaklanma bulunmayan durumlar “Eşyada aslolan mubah olmadır.” ilkesinden hareketle o durumun serbest olduğu, yapılmasında bir sakınca olmadığı anlamına gelir.Yeryüzünde yaratılan her şey insanoğlunun istifadesine sunulmuştur. Bundan yararlanmanın ölçü ve sınırı belirlenmiş, insanoğluna “ancak çalıştığının karşılığının verileceği” bildirilmiştir.(Necm,53/39)İslâm dini insanoğluna dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını göstermiştir.Bu yollardan biriside, kişinin kimseye muhtaç olmadan hayatını sürdürebilmesi, çoluk çocuğunun nafakasını temin etmek maksadıyla meşru yoldan çalışıp kazanmasıdır.İslam’da asli ve tabii kazanç yolu emektir. Bu bakımdan Müslüman, çalışmadan başkalarının sırtından veya gayri meşru yollardan kazanç elde etmekten şiddetle sakınmalıdır. Müslüman az olsun ama helalinden olsun düşüncesinde olmalıdır. Kazancının nereden ve nasıl geldiğine dikkat etmelidir. Hem kendini hem de aile fertlerini helâl gıda ile beslemelidir. Huzurlu bir toplum oluşturmayı hedef alan İslam’ın yüce Peygamberi de, “Kazancın hangisi en iyi ve temiz olanıdır” şeklindeki sorulan bir soruya, “Kişinin el emeği ve aldatma bulunmayan meşru ticaret ile elde edilen kazançtır”( Ahmed ibn Hanbel, IV; 141. ) cevabını vermiştir.İslamiyet kazancın meşru olması şartıyla islami prensiplerle bağdaşan tüm ekonomik faaliyetlere katılma hakkını tanımıştır. Bununla birlikte, yolsuzluk, hırsızlık, gasp, faiz, tefecilik, rüşvet, kumar, şans oyunları vb. yollarla servet elde etmek; alkol ve uyuşturucu maddeleri satmak; emeğin hakkını vermemek, alınan maaş karşılığında istenilen standartlarda iş ve hizmet üretmemek; eksik ölçüp eksik tartmak, sattığı malın ayıp ve kusurlarını gizlemek, hileli yollarla insanların mallarını yemek, miras paylaşımında hakkaniyetten uzak durmak gibi meşru olmayan yollarla elde edilen kazançlar helal değildir.Bu gibi meşru olmayan yollarla kazanç elde etmeyi yasaklayan rabbimiz “Ey İman edenler! Karşılıklı rızaya dayalı ticaretle olması müstesna, mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin.” buyurmak suretiyle, haksız kazancın haram olduğunu bildirmiştir.(Nisa,4/29)Öte yandan bir insanın yaptığı ibadetlerle manevi olarak yükselmesi ve duasının kabul olması için yediğinin içtiğinin helâl yollardan kazanılmış olmasını da şart koşmaktadır. Çünkü haram ile beslenenlerin dualarının kabul olmayacağını sevgili peygamberimiz bir hadislerinde şöyle haber verirler.“Allah Teâlâ temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlerine neyi emrettiyse mü’minlere de onu emretmiştir. Cenâb–ı Hak Peygamberlere: ‘Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!’ buyurmuştur. Mü’minlere de:‘Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin’ buyurmuştur. ” Resul–i Ekrem daha sonra şunları söyledi:“Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! diye dua eder. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!”( Müslim, Zekât 65. ) buyrularak helal lokmanın önemine dikkat çekilmiştir.Ebu Hureyreden rivayet edilen başka bir hadiste Allah resulü şöyle buyurmuştur: “Öyle bir dönem gelecek ki kişi kazancının helalden mi, yoksa haramdan olduğuna aldırmayacak.”(Buhari, Büyu’7/23.)buyurarak insanlar da zamanla helal kazanç duyarlılığını kaybedeceğini haber vermişlerdir.Müslüman tek dünyalı varlık değildir. Dünyada yapıp ettiklerinden en ince ayrıntısına kadar kendisine ahirette hesap sorulacağına inanır. Ahiret endişesi taşıyan bir kimse ise haram kazanç şöyle dursun şüpheli şeylerden de kaçınması kendisinden beklenen bir durumdur. Allah’ın yüce elçisi “Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arâzinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onun bu arâziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her padişahın girilmesi yasak bir arâzisi vardır. Unutmayın ki, Allah’ın yasak arâzisi de haram kıldığı şeylerdir...”( Buhari, Büyû 2 Îmân 39; Müslim, Müsâkat, 20, 107-108.)Biz müminlere düşen görev; Allah’ın emrine uyup, O’na gönülden boyun eğerek Cenab-ı Hakk’ın helal kıldığı ve temiz olduğunu beyan buyurduğu nimetlerden meşru ölçülerde istifade edelim. Nefsimizin ve şeytanın tuzaklarına düşerek sınırsız kazanma hırsıyla dünyamızı ve ahiratimizi mahvetmeyelim. Allah’ın haram kıldığı şeyleri helal kılma hatasına düşmeyelim ve Allah’ın koruluğu olan haramlara da asla tevessül etmeyelim.Allah-u Teâlâ hepimizi haramlardan uzak duran, helal dairesinden çıkmayan, şüpheli şeylerden de sakınan ve şükreden kullarından eylesin..
GÜNCEL
Yayınlanma: 23 Ocak 2014 - 01:43
Güncelleme: 23 Ocak 2014 - 07:52
HAFTANIN SOHBETİ HELAL KAZANÇ...
Vaiz Ali Söyler,haftalık Cuma sohbetlerinde Faizi işledi..
GÜNCEL
23 Ocak 2014 - 01:43
Güncelleme: 23 Ocak 2014 - 07:52








