ETİK DEĞERLER: TEORİDE EVET, UYGULAMADA RET Mİ?
Ahmet Sandal

Ahmet Sandal

ETİK DEĞERLER: TEORİDE EVET, UYGULAMADA RET Mİ?

02 Mayıs 2019 - 21:50

Birileri bir konuşmaya başlasın, “ağzından bal damlıyor” derler ya, o minval üzere, adeta “başınızda kuş varmış” gibi kımıldamaksızın pür dikkat dinlersiniz.

Birileri öyle güzel konuşuyorlar ki, adeta büyülenmiş gibi oluyorsunuz.

Neler söylüyorlar neler?

Aman etik değerler, canım etik değerler. Ne kadar da gerekli, ne kadar da güzel şeyler bunlar. Ah, o kadar gerekli, oh ne kadar faydalı ki, sorma gitsin. Medeniyetimizin özünde var. Zaten Dinimiz de bunu emrediyor. Adalet, hak, hukuk mutlaka şart. Yanlış yapanın canı yanar. Yetimin hakkını kimseye yedirmem. Devlet malına göz dikenin, gözünü çıkarırım. Hz. Ömer (ra), adalet timsaliydi. Makamında 2 mum bulundururdu, bir mum Devlet işleri içindi. Özel bir konu görüşmeye geldiklerinde Devlete ait mumu söndürür, şahsına ait mumu yakardı. Nisa Suresi 135. ayet çok mühim. Dinleyin bu ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz ne buyuruyor: “Ey iman edenler! Kendinizin, anne ve babanızın ve akrabalarınızın aleyhine bile olsa, Allah için adil tanıklar olarak adaleti gerçek anlamıyla yerine getirin” diye emrediyor. Sevgili Peygamberimiz (asm), “işler ehline verilmezse kıyameti bekleyin” diye buyurmuştur. Yine Sevgili Peygamberimiz (asm) “Bir günün adaleti, yetmiş yıllık ibadetten üstündür” buyurmuştur.

Bu ve buna benzeri sözleri her yerde her daim duymuşsunuzdur. Çeşitli platformlarda, çeşitli açılışlarda, çeşitli törenlerde kesinlikle duymuşsunuzdur. Siyasetçiden duymuşsunuzdur. Yöneticiden duymuşsunuzdur. Rektörden duymuşsunuzdur. Vali’den, Belediye Başkanı’ndan, Milletvekili’nden, Bakan’dan, Başbakan’dan duymuşsunuzdur. En alttan en üste kadar yönetim kademelerinde görev yapan muhtelif zatlardan duymuşsunuzdur.

Duymuşsunuzdur da,zaten hepsi de duyduklarınız kadar kalmıştır. Bu duyduklarınızın uygulamada yansımasını ya hiç görmemişsinizdir ya da çok az görmüşsünüzdür.

Dost söyler! Acı söyler. Gerçekler bu kadar açıktır, acıdır ve nettir.

Biz bu güzel sözlerin sırf söz olarak kalmasına karşıyız. O güzel sözlerin hayata geçirilmesi için can vermeye dahi hazırız. Bunu da açık ve net olarak belirteyim.

Yazımın başlığı neydi? Haydi gelin o başlığı tekrar okuyalım: “Etik Değerler: Teoride Evet, Uygulamada Ret mi?”

Bu soruya cevap vermemi bekliyorsanız hemen cevap vereyim. “Maalesef öyle!”

Ahlak, erdem, şeffaflık, hesap verebilirlik, ehliyet, liyakat, etik, adalet, doğruluk, hakkaniyet ve benzeri kavramlar herkesin dilindedir. Yalnızca dilindedir. İş uygulamaya gelince durum 180 derece zıttır.

Herkes gününü gün etme, herkes işine geldiği gibi davranmaktadır.

Evet, etik değerleri dilinden düşürmeyenler, hangi görüşten, hangi partiden olursa olsun, değişmez. İş uygulamaya gelince, adalet-madalet ha getire, herkes zevki, keyfi ve nefsi için en adi, en olmaz işleri işlemektedir. Hatta buna kılıf da bulmaktadır. Daha da ilerisi “atasözlerinden destek de almaktadır.”

“İş bilenin, kılıç kuşananın. Bal tutan parmağını yalar. Çeşme akarken suyunu doldur. İmkan varken cebini doldur. Üzümü ye bağını sorma. Gemisini kurtaran kaptan.” Daha nice nice adı atasözü, aslında “hata sözünü”de kendisine rehber almaktadır. Burada bir parantez açarak şunu hassaten belirtiyorum: Bu Toplumun fertlerini bu tür yanlış-yalan sözlerle adeta ahlaksız, vurdumduymaz, bencil bir hale getirdiler.

Bu parantez bilgisinden sonra gelelim etik değerler konusunun teori ve uygulama farklılığını ele aldığım yazımın sonuç kısmına.

Etik değerler, ahlaki prensipler yalnızca sözde kalacaksa, bırakın sözlerle de Milleti oyalamayın. Bırakın nutuklarla Milleti kandırmayın. En azından özünüz sözünüz bir olur. Aksi halde sözünüzle “etik, etik, ahlak, ahlak, adalet, adalet” diye nutuk atarken, uygulamada bunun tam tersini yaparsanız 2 yüzlü, riyakar olarak Cehenneme yuvarlanırsınız. Bunları diline dolamazsanız en azından 2 yüzlü olmaktan kurtulursunuz. Cehenneme yuvarlansanız da 2 yüzlü olarak yuvarlanmazsanız. Tek yüzlü olarak Cehenneme yuvarlanırsınız.

Ben bu yazıda ciddi olarak ve açıkça ikaz ediyorum: “Adaletsizlik yapanlar, ahlaksızlık yapanlar, kul hakkına riayet etmeyenler ve riyakarlık yapanlar, sözde ahlak, ahlak, adalet, adalet diye nutuk atıp da uygulamada bunu gözetmeyenler, maazallah, Cehenneme yuvarlanırlar.”

Benden ikaz etmesi. Bundan sonrası sizin anlayışınıza kalmış.

Bu yazım, kamu görevine başladığı 30 yıldan beri, ahlak, adalet, etik ve erdem noktasında teori ve uygulama farklılığınıbizzat gözlemleyip de bundan oldukça muzdarip birinsanın bir sızlanışı, bir serzenişi olarak değerlendirilsin.

Bu ikazlarımla birlikte, yazımın en sonunda bir duaya yer veriyorum: “İnşallah, gelecek en yakın günlerimizden itibaren hak ve adalet, ahlak ve doğruluk üzere bir hayatı hem teoride, hem de uygulamada yaşarız.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar