KOLTUK KORKUSU DEĞİL, VATANSEVERLİK...
Abid Vanlı

Abid Vanlı

KOLTUK KORKUSU DEĞİL, VATANSEVERLİK...

03 Haziran 2020 - 15:30

 İşin aslı ekmek yediğin memlekete ihanet etmemektir.

Feto artıklarının klasik hareketi vatanseverlere karşı ahlaksızca hücum etmek ve kendi kimliklerini gizleyerek,  her türlü iftirayı sallamaktır. Tutarsa ne ala, tutmazsa yeni bir hamle var demektir sırada.

15 Temmuz’da başarılamayan darbenin kuyruk acısı olarak, Vatandaşı olduğu ülkeye, her türlü iftirayı atmak ve yönetimi zor durumda bırakmakta, bunların aldığı talimatlar gereğidir.

Aslında lafı çok eğip bükmeyi sevmem ve beceremem de.  Genel düsturum bodoslama lafa dalmak ve hak edenin ağzının payını vermektir.

Haa birde açık açık yazarım, kimi hedef aldıysam. Allengirli cümleler kurarak, milletin kafasını karıştırmam.

Hani şu umre dönüşü  bulunduğu karantinadan, gerçekleri yazıyorum diyerek durmadan Devletinin ve içinde bulunduğu Sağlık teşkilatını eleştiren, Devletinin verdiği görev gereği, Sağlıklarından sorumlu olduğu umrecileri rahatlatmak, onları teskin etmek yerine, hizmetler yetersiz diyerek, Devlet aleyhine  onları isyana teşvik eden doktor ünvanlı bir adamcağızdan söz etmek istiyorum. İsmi lazım değil Lütfi Tiyekli.

Bu zatı şahaneleri, görevli gittiği umre dönüşü malum corona virüsü tedbirleri muvacehesinde, Devletimize ait bir öğrenci yurdunda karantina da kaldı.

İlk girdiği günden itibaren sosyal medyadan karantina uygulamasını eleştiren  doktor ünvanlı bu şahıs, ortaya bir temizlik kovası koyarak, tüm binayı bu kova temizledi  diyerek, aklı sıra devletin hizmetini ti’ye aldı.

Bırakın devleti, kendileri gelecek diye apar topar boşaltılan yurt’ta, öğrencilerin “çok acele çıktık, ortalık dağınıksa hakkınızı helal edin, bir şişe kolonyada  hediyemiz olsun” diye not bırakan ve özür beyan eden öğrencinin bu hassasiyetini bile görmezden gelerek, tüm insani değerlerini, devleti kötülemek adına alaşağı etti.

Sosyal medyada, kaldığın yurdun adını bana yaz hoca, ortalığa nifak sokma, ben hemen oraya temizlik kovası yığacağım teklifime, deterjan’da yolla diyerek aklı sıra alay etti. Bunu da kendisi gibi 15 andavallı beğendi.

Ama yurt adresi gelmedi. Niye? Çünkü ortada böyle bir şey yoktu.

Tüm Dünyanın takdir ettiği corona mücadalesini basitleştirmeye çalışan, basit zihniyetlere çanak tuttu.

Sonrada devletini savunan ve bundan gurur duyan bana, koltuk  korkusu mu diyerek yalakalıkla itham etti.

Önce aldırış etmedim. Ama baktım ki adamın niyeti sadece eleştirmek değil.

Adamın niyeti bozuk. İşine gelmeyen her kurumla uğraşmak. Dünyanın merkezi kendilerinin olduğunu sanan bu tipler aslında Devletimizin sırtında kambur.

Dedim ye feto artıkları hala piyasada.

Yav Hoca, görünüşte aklı başında adamsın. Bana yapıştırdığın bağnazlık ve benzeri kelimelere aldırış etmiyorum.

Kem söz sahibine aittir.

Aynaya bakarsın, sende olanları başkalarına yapıştırmak yerinde, zaten kendinde görürsün.

Devletine bağlı insanlara güruh demişsin ya aklıma geldi.

Güruh kelimesinin başı boş, ne yaptığı belli olmayan, serseri bir grup olduğunu muhtemelen biliyorsun.

Şu 15 Temmuz’da Devleti yıkmaya çalışan şerefsiz güruh vardı ya hani.

Onlardan bir tanesi de Mustafa Timurbanga. Şu an yurt dışında, kaçak. Korkudan kaçtı biliyorsun.

Bu güruhun o zamanlar ele geçirdiği Yeşilay Derneğinin mütevelli heyetinde, yer alsın diye Timurbanga denen vatan haininin referans olduğu bir kamu görevlisi var. Hatırladın  O ismi değil mi. Hem de 17-25 Aralık’tan sonra, safların netleştiğı bir günde, fetoşcuların Devlete resmen savaş açtığı bir ortamda, en ücra köşedeki vatandaşın bile bunu bildiği ve idrak ettiği bir durumda, Yılların kamu görevlisi ve toplumda her zaman bir adım önde olan bir doktorun bunu bilmemesi  mümkün değil.

Bu durumu bile bile, 17-25 Aralık’tan sonra, fetoşcuların hakimiyetinde olan bir örgüte girmek,  hemde  elebaşlarından biri olduğu tüm memleket tarafından bilinen bir haininin referansı ile girmek, ancak ve ancak tercih sebebi ile olur.

ARA NOT: 17-25’ten sonra Kervanhan’ın üst katında bir toplantı var. Toplantıyı tertip eden Elbistan genç iş adamları derneği Başkanı emin Polat. Çünkü Maraş’taki dernek başkanı o zaman yurt dışında, ya da geleceği gördüğü için o toplantıya başkanlık etmeye façası yetmemiştir, bilemiyoruz. Emin Polat, biz hizmet olarak devlete karşı ılımlı bir politika yürütüyoruz dedi.  Karşıda devlet var. Adamlar kendilerini Devlet’e rakip görüyor. Ben; ılımlı olmak yolunda neler yapıyorsunuz, bilelim haberlerimizi ona göre objektif yapalım dedim.  O sırada gardaşım Mehmet Taş, davudi sesiyle ne ılımlısı kardeşim dedi. Samanyolu tv ve zaman gazetesindeki haberleriniz savaş bildirisi gibi dedi. Emin Polat bocalayınca devreye hemen vatan haini şerefsiz ve şu an kaçak olan Timurbanga girdi.  Dedi ki; 1 yıl önce,  Hizmet’in (Hizmet dediği fetoşcular) bu durumda olacağını kimse bilmezdi, bir sene sonrada ne olacağı belli olmaz, herkes tarafını seçsin. Bu laf üzerine Mehmet Taş’la bendeniz, toplantı bizim için bitmiştir diyerek salonu terk ettik.

İşte, vatan haininin referans olduğu o isim, tarafını net bir şekilde devletin karşısında tercih eden o kamu görevlisi, senin sosyal medyadaki zırvaların sırasında  benim Kocam fedakar bir şekilde çalışıyor diyerek,  devletini eleştiren, yapılan işi basitleştirmeye çalışan  ve seni savunan Y.T. idi. Bildin değil mi kim olduğunu..

Şimdi senin gibi birkaç  kişiden daha oluşan Güruh, çetecilik oynar gibi milleti sindirmişsiniz, meydanı boş bellemişsiniz.

Yüce Devletimizde,  Devlete ihanet içinde olan hainlere yardım yataklık ve sempatizanlık yapanlarla da mücadele için, Benim gibi şanlı şerefli memleketine hizmet edenlere görev vermiş.

Benim hangi görevde olduğum, veya  hak edip etmediğimi eleştirmek, senin gibilerin haddi değil. Bunu aklından çıkarma.

Yazı yazdığın klavyenin tuşlarını öyle bİr yere sokarsın ki; kendinde bulamazsın..

Otur adam gibi doktorluğunu yap.  Sana gaz veren güruhun diğer üyelerine de söyle.

ENSENİZDEYİM.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar